Konya Meme Koruyucu Cerrahi (Lumpektomi)
Konya meme koruyucu cerrahi, memenin tamamı alınmadan tümörün çevresindeki bir miktar sağlam dokuyla birlikte çıkarıldığı cerrahi tedavi yöntemidir.
Bu yöntemin amacı, hastalıklı dokuyu güvenli bir sınırla uzaklaştırırken meme dokusunun büyük bölümünü yerinde bırakmaktır.
Lumpektomi tek başına yürütülen bir tedavi değildir; ameliyattan sonra uygulanan ışın tedavisiyle birlikte bir bütün oluşturur. Bu nedenle karar yalnızca tümörün boyutuna değil, hastanın tedavi planının tamamına bakılarak verilir ve her aşama önceden konuşulur.
Meme cerrahisi genel cerrahinin alanıdır; süreç radyoloji, patoloji ve onkoloji birimlerinin ortak değerlendirmesiyle yürütülür. Konya'da görev yapan genel cerrahi uzmanı Op. Dr. Sultan Ayaz, bu yazıda meme koruyucu cerrahinin kimlere uygun olduğunu, cerrahi sınırın neden belirleyici sayıldığını ve ameliyat sonrası izlemin nasıl planlandığını anlatıyor.
Meme Koruyucu Cerrahi Nedir?

Meme koruyucu cerrahi, memenin bütünüyle alınması yerine yalnızca tümörün ve onu saran bir miktar sağlam dokunun çıkarıldığı ameliyat türüdür. Tıp dilinde lumpektomi, yani kitlenin çıkarılması olarak da adlandırılır.
Amaç, hastalığın bulunduğu bölgeyi güvenli biçimde uzaklaştırırken memenin şeklini ve hacmini büyük ölçüde korumaktır.
Çıkarılan doku miktarına göre farklı adlandırmalar kullanılır. Yalnızca kitle ve çevresindeki ince bir tabaka alındığında lumpektomi denir; memenin bir dilimi kaldırıldığında segmenter mastektomi, yani bölgesel çıkarım ya da kadranektomi terimleri tercih edilir.
Günlük uygulamada bu girişimlerin hepsi meme koruyucu cerrahi başlığı altında değerlendirilir ve aynı ilkelerle planlanır.
Bu yaklaşımın tek başına yeterli sayılmadığını en baştan bilmek gerekir. Meme koruyucu cerrahi, ameliyattan sonra memeye uygulanan radyoterapiyle birlikte bir tedavi bütünü oluşturur.
İkisinden biri eksik kaldığında beklenen sonuç değişebileceği için planlama, cerrahi ve ışın tedavisi aynı takvimin parçası kabul edilerek yapılır.
Kararın hangi yönde verileceği tek bir muayeneyle netleşmez. Mamografi ve ultrason gibi görüntüleme bulguları, iğne biyopsisiyle elde edilen patoloji sonucu ve hastanın genel sağlık durumu birlikte ele alınır.
Sonuç, farklı branşların katıldığı multidisipliner konseyde karara bağlanır; hastanın beklentileri ve tercihleri bu görüşmenin ayrılmaz parçasıdır.
Bu ameliyatın gündeme gelmesi için hastalığın önce doğru biçimde tanımlanmış olması gerekir. Görüntülemede şüpheli bulunan bir alandan iğne biyopsisi alınır ve patoloji sonucu beklenir.
Tümörün tipi, derecesi ve hormon durumu bilinmeden cerrahi yöntem seçilmez; bu bilgiler ameliyatın kapsamını da belirler.
Kimler Meme Koruyucu Cerrahiye Uygundur?

Meme koruyucu cerrahiye uygunluk; tümörün memeye oranla küçük kalması, tek bir odakta bulunması ve hastanın ameliyat sonrası radyoterapi alabilecek durumda olmasıyla belirlenir. Bu üç başlık kararın omurgasını oluşturur. Her hastada ayrı ayrı değerlendirilir ve kesin yanıt, muayene ile tetkiklerin tamamlanmasının ardından netleşir.
Tümör-meme hacim oranı burada en çok gözetilen ölçüttür. Aynı boyuttaki bir kitle, geniş bir memede rahatlıkla çıkarılabilirken küçük hacimli bir memede memenin biçimini belirgin şekilde değiştirebilir. Bu yüzden karar, tümörün santimetre cinsinden ölçüsünden çok memedeki oransal yerine ve kitlenin memenin hangi bölgesinde bulunduğuna bakılarak verilir.
Değerlendirmede öne çıkan başlıklar şunlardır:
- Tümörün tek odaklı olması ve memenin farklı bölgelerine dağılmış birden çok odak bulunmaması
- Tümörün memedeki hacme oranının, çıkarım sonrası kabul edilebilir bir doku bırakacak düzeyde kalması
- Hastanın ameliyattan sonra radyoterapi programını eksiksiz tamamlayabilecek durumda olması
- Meme cildinde ya da göğüs duvarında yaygın tutulum bulunmaması, ciltte geniş bir yayılım izlenmemesi
- Görüntüleme incelemelerinde tümörün sınırlarının yeterince net biçimde seçilebilmesi
- Hastanın uzun dönemli izlem programına düzenli katılabilecek koşullara sahip olması
Bazı durumlarda bu yöntem tercih edilmeyebilir. Memenin farklı kadranlarında birden fazla odak bulunması, daha önce aynı bölgeye ışın tedavisi uygulanmış olması ya da gebelik gibi radyoterapinin ertelenmesini gerektiren durumlar seçenekleri değiştirir. Bu başlıklar hekim değerlendirmesiyle tek tek gözden geçirilir ve hastaya gerekçesiyle birlikte anlatılır.
Uygunluk sabit bir durum da değildir. Başlangıçta büyük görünen bir tümör, cerrahi öncesi uygulanan ilaç tedavisiyle küçüldüğünde meme koruyucu cerrahi yeniden gündeme gelebilir.
Bu nedenle ilk görüşmede verilen yanıt tedavinin ilerleyen aşamalarında güncellenebilir; hastanın süreci bir bütün olarak takip etmesi bu açıdan önemlidir.
Ailede meme hastalığı öyküsü bulunan ya da genetik değerlendirme önerilen hastalarda karar süreci biraz daha ayrıntılı yürütülür. Bu durumda yalnızca mevcut tümör değil, uzun dönemli izlem planı da hesaba katılır.
Hangi ek incelemenin gerekli olduğu hekim değerlendirmesiyle belirlenir ve hastayla birlikte konuşulur.
Meme Koruyucu Cerrahi ile Mastektomi Arasındaki Fark

İki yöntem arasındaki temel fark çıkarılan doku miktarıdır: meme koruyucu cerrahide yalnızca tümör ve çevresindeki sağlam doku alınırken, mastektomide meme dokusunun tamamı çıkarılır.
Bu ayrım yalnızca ameliyatın kapsamını değil, sonrasındaki tedavi planını ve iyileşme sürecinin uzunluğunu da doğrudan etkiler.
| Karşılaştırma | Meme Koruyucu Cerrahi | Mastektomi |
|---|---|---|
| Çıkarılan doku | Tümör ve çevresindeki sağlam doku şeridi | Meme dokusunun tamamı |
| Memenin korunması | Meme dokusunun büyük bölümü yerinde kalır | Meme dokusu bütünüyle alınır |
| Sonrasında radyoterapi | Kural olarak tedavinin ayrılmaz parçasıdır | Hastalığın özelliklerine göre gerekebilir |
| Tipik uygunluk | Tek odaklı, memeye oranla sınırlı hacimli tümör | Yaygın ya da çok odaklı tutulum, radyoterapi alınamaması |
| Girişimin kapsamı | Daha sınırlı bir cerrahi girişim | Daha geniş bir cerrahi girişim |
Tablodaki farklar, bir yöntemin diğerinden üstün olduğu anlamına gelmez. Her iki ameliyat da belirli hasta gruplarında doğru seçenektir ve aynı hastalık için farklı yanıtlar verebilir.
Belirleyici olan, hastalığın yayılımı ile hastanın tedavi planının bütünüdür; bu nedenle karşılaştırma her hastada baştan yapılır.
Bazı hastalar meme dokusunun korunmasını öncelikli görürken, bazıları ışın tedavisi almamayı ya da izlem sürecini farklı yürütmeyi tercih edebilir. Bu tercihler görüşmede açıkça konuşulur, avantaj ve sınırlılıklarıyla birlikte aktarılır.
Karar tıbbi ölçütlerle hastanın beklentisinin buluştuğu noktada oluşur ve kişiden kişiye değişir.
İki yöntemin izlem düzeni de birbirinden farklıdır. Meme dokusu korunduğunda o memenin düzenli görüntülemeyle takip edilmesi gerekir; meme dokusunun tamamı alındığında ise izlem farklı bir düzende yürütülür. Bu ayrıntı, karar aşamasında sıkça gözden kaçtığı için görüşmede ayrıca anlatılır.
Cerrahi Sınır Neden Önemlidir?

Cerrahi sınır, çıkarılan dokunun dış yüzeyi ile tümör arasında kalan sağlam doku aralığıdır. Bu aralığın temiz olması, yani kesi hattında tümör hücresi bulunmaması, meme koruyucu cerrahinin en kritik ölçütüdür.
Ameliyat ne kadar düzgün geçerse geçsin, bu bilgi patoloji incelemesi yapılmadan elde edilemez.
Ameliyatta çıkarılan doku, yönleri işaretlenerek patoloji bölümüne gönderilir. Uzman hekim dokunun her yüzeyini ayrı ayrı inceleyerek tümörün kenara ne kadar yaklaştığını raporlar. Bu rapor, ameliyatın onkolojik açıdan tamamlanıp tamamlanmadığını gösteren belgedir; sonuç genellikle birkaç gün içinde netleşir ve kontrol görüşmesinde konuşulur.
Sınırda tümör hücresi görülmesi durumuna sınır pozitifliği denir. Böyle bir sonuçta, aynı bölgeden bir miktar daha doku almak üzere ikinci bir girişim gerekebilir. Buna yeniden eksizyon adı verilir. Hastanın bu olasılıktan ameliyat öncesinde haberdar edilmesi, sürecin doğal ve beklenen bir parçasıdır.
Sınırı ilk ameliyatta güvenceye almak için ameliyat sırasında görüntüleme ya da hızlı patoloji incelemesi gibi yöntemlerden yararlanılabilir. Bu uygulamalar ek doku alma ihtiyacını azaltmaya yardımcı olur. Yine de her durumda kesin yanıt son patoloji raporundan gelir; bu nedenle ameliyat sonrası kontrol randevusu atlanmamalıdır.
Temiz sınırın ne kadar geniş olması gerektiği, tümörün tipine göre değişebilir. Bazı hastalarda kesi hattında hücre bulunmaması yeterli sayılırken, bazı durumlarda daha geniş bir sağlam doku aralığı istenir. Bu ölçüt patoloji raporu değerlendirilirken belirlenir ve cerrahi ekiple birlikte yorumlanır.
Sentinel Lenf Bezi Değerlendirmesi

Sentinel lenf bezi (bekçi lenf bezi), memeden gelen lenf sıvısının ilk uğradığı lenf bezidir. Hastalığın koltuk altına ilerleyip ilerlemediğini anlamak için önce bu bez incelenir. Böylece koltuk altındaki tüm lenf bezlerini çıkarmadan, gerekli bilginin daha sınırlı bir girişimle elde edilmesi hedeflenir.
İşlem için meme dokusuna mavi boya ya da işaretleyici madde verilir. Bu madde lenf yollarını izleyerek ilk lenf bezinde birikir; cerrah renk değişimi ya da özel bir cihaz yardımıyla bu bezi ayırt ederek çıkarır. Çıkarılan doku patoloji incelemesine gönderilir ve genellikle bir ya da birkaç bez yeterli olur.
İncelemede tümör hücresi görülmezse koltuk altındaki diğer lenf bezlerinin çıkarılmasına çoğu zaman gerek kalmaz. Bu, kolda şişme yani lenfödem gibi uzun dönemli sorunların olasılığını azaltmak açısından önemlidir. Sonuç pozitif geldiğinde ise ek cerrahi girişim ya da bölgeye yönelik başka tedaviler gündeme gelebilir.
Sentinel lenf bezi değerlendirmesi her hastada uygulanabilir bir yöntem değildir. Koltuk altında muayene ya da görüntülemeyle saptanmış belirgin bir tutulum varsa yaklaşım baştan değişir ve daha geniş bir değerlendirme planlanır. Hangi yolun izleneceği, ameliyat öncesinde yapılan koltuk altı incelemesinin sonucuna göre belirlenir.
Koltuk altına girişim yapılan hastalarda kolun uzun dönemli bakımı önem kazanır. Ameliyat edilen taraftan kan alınmaması, tansiyon ölçülmemesi ve kolun ağır yüklerden korunması sık verilen önerilerdir. Kolda kalıcı şişlik ya da gerginlik hissedildiğinde beklemeden hekime başvurulması gerekir.
Meme Koruyucu Cerrahi Nasıl Yapılır?

Meme koruyucu cerrahi, genel anestezi altında yapılan ve tümörün çevresindeki sağlam dokuyla birlikte tek parça halinde çıkarılmasını hedefleyen bir ameliyattır.
Süre, girişimin kapsamına ve lenf bezi değerlendirmesinin yapılıp yapılmamasına göre değişir. Çoğu hastada kısa süreli bir hastane yatışı yeterli olur ve erken dönemde hareket serbestliği sağlanır.
Elle hissedilmeyen, yalnızca görüntülemede görülen kitlelerde ameliyattan önce işaretleme yapılır. Tel ya da farklı bir işaretleyici yöntemle kitlenin yeri belirlenir ve cerrah bu rehberle ilerler.
Böylece küçük lezyonların gözden kaçmadan, çevresindeki sağlam dokuyla birlikte çıkarılması amaçlanır ve gereksiz doku kaybının önüne geçilir.
Ameliyatın temel adımları şöyle özetlenebilir:
- Kitlenin yeri, gerekiyorsa görüntüleme eşliğinde ameliyattan önce işaretlenir
- Genel anestezi uygulanır ve kozmetik sonucu gözeten bir kesi planı yapılır
- Tümör, çevresindeki sağlam doku şeridiyle birlikte tek parça halinde çıkarılır
- Çıkarılan dokunun yönleri işaretlenir ve ayrıntılı patoloji incelemesine gönderilir
- Uygun hastalarda sentinel lenf bezi değerlendirmesi aynı seansta tamamlanır
- Doku boşluğu düzenlenir, gerektiğinde ışın tedavisine rehberlik edecek işaretler bırakılır
- Kesi kapatılır, pansuman yapılır ve hasta uyandırma odasına alınır
Geniş doku çıkarılan hastalarda memenin biçimini korumaya yönelik onkoplastik tekniklerden yararlanılabilir.
Belirleyici olan yine tümörün sağlam doku şeridiyle birlikte tek parça halinde çıkarılmasıdır. Konya'da bu planlama için başvuran hastalar, deneyimli bir Konya genel cerrah değerlendirmesiyle kendi durumlarına uygun cerrahi kapsamı öğrenebilir.
Ameliyat sonrasında hasta genellikle aynı gün ya da ertesi gün ayağa kaldırılır. Ağrı kontrolü, pansuman düzeni, banyo zamanı ve kol hareketleriyle ilgili öneriler taburculuk öncesinde tek tek anlatılır. Patoloji sonucunun görüşüleceği kontrol randevusu da bu aşamada planlanarak hastaya yazılı olarak verilir.
Ameliyat öncesinde rutin kan tetkikleri istenir, anestezi bölümüyle görüşme yapılır ve kullanılan ilaçlar gözden geçirilir.
Kan sulandırıcı kullanan hastalarda ilaç düzeni önceden ayarlanır. Sigara kullanımının bırakılması, yara iyileşmesini desteklemesi açısından ameliyattan belirli bir süre önce önerilir.
Ameliyat Sonrası Radyoterapi Neden Gereklidir?

Radyoterapi, yani ışın tedavisi, meme koruyucu cerrahiden sonra geride kalan meme dokusunda gözle görülmeyen hücrelerin bulunma olasılığını azaltmak için uygulanır. Bu nedenle ameliyatın tamamlayıcısıdır, isteğe bağlı bir ek değildir.
Tedavi planı en baştan bu iki adım birlikte düşünülerek kurulur ve hastaya bütünüyle aktarılır.
Uygulama, hastalığın özelliklerine göre tüm memeye ya da tümörün bulunduğu bölgeye yönlendirilebilir. Programın süresi ve seans düzeni radyasyon onkolojisi bölümünce belirlenir.
Genel cerrahi ekibi ise ameliyat sırasında bırakılan işaretlerle bu planlamayı kolaylaştırır; iki bölüm arasındaki iletişim tedavinin sorunsuz ilerlemesi açısından önemlidir.
Radyoterapinin ne zaman başlayacağı, ek tedavi gereksinimine göre değişir. Bazı hastalarda ameliyattan sonra ilaç tedavisi öncelikli olur ve ışın tedavisi onun ardından uygulanır.
Sıralama multidisipliner konseyde karara bağlanır, hastaya yazılı bir takvimle aktarılır ve gerekirse süreç içinde yeniden düzenlenir.
Işın tedavisi alamayacak durumda olan hastalarda meme koruyucu cerrahi genellikle tercih edilmez. Aynı bölgeye daha önce radyoterapi uygulanmış olması ya da tedaviyi engelleyen başka bir sağlık sorunu bulunması, seçeneği doğrudan etkiler.
Bu değerlendirme ameliyattan önce yapılır ve cerrahi kararın bir parçası kabul edilir.
Işın tedavisi süresince hastanın günlük yaşamını büyük ölçüde sürdürebilmesi beklenir. Yorgunluk hissi bu dönemde sık görülür ve tedavi bittikten sonra genellikle geriler.
Seansların aksatılmaması, planlanan etkinin elde edilmesi açısından önemlidir; aksama olursa program hekim tarafından yeniden düzenlenir.
İyileşme Süreci ve Takip
İyileşme süreci, meme koruyucu cerrahide mastektomiye kıyasla genellikle daha kısa sürer ve çoğu hasta günlük yaşamına birkaç hafta içinde döner.
Yine de bu süre, girişimin kapsamına, lenf bezi değerlendirmesinin yapılıp yapılmadığına ve hastanın genel sağlık durumuna göre kişiden kişiye değişir.
İlk günlerde ameliyat bölgesinde hassasiyet, hafif şişlik ve morarma beklenen bulgulardır ve zamanla geriler. Ağrı kontrolü hekimin önerdiği ilaçlarla sağlanır.
Koltuk altına girişim yapılan hastalarda kolun hareket açıklığını korumaya yönelik basit egzersizler, hekim önerisiyle erken dönemde başlatılır ve düzenli sürdürülür.
| Dönem | Beklenen durum | Yapılması gerekenler |
|---|---|---|
| İlk günler | Bölgesel hassasiyet, şişlik ve morarma | Ağrı kesici düzenine uymak, pansumanı kuru tutmak |
| İlk haftalar | Şişliğin gerilemesi, kesinin kapanması | Kontrol randevusuna gitmek, kol egzersizlerini sürdürmek |
| Sonraki aylar | Dokunun yumuşaması, izin olgunlaşması | Radyoterapi programını tamamlamak, önerilen ilaçları düzenli kullanmak |
| Uzun dönem | Düzenli izlem dönemi | Periyodik muayene ve görüntülemeleri aksatmamak |
Ateş, kesi bölgesinden akıntı, hızla artan şişlik ya da giderek şiddetlenen ağrı gibi durumlarda randevu beklenmeden hekime başvurulmalıdır.
Bu bulgular her zaman ciddi bir sorunun işareti olmasa da erken değerlendirme, gereken önlemin zamanında alınmasını ve sürecin kontrol altında tutulmasını sağlar.
Radyoterapi döneminde ciltte kızarıklık, kuruluk ve hassasiyet görülebilir; bu dönemde uygulanacak cilt bakımı ayrıca anlatılır.
Kozmetik sonucun korunması hedeflenir, ancak dokunun ameliyat ve ışın tedavisinden sonra aldığı görünüm kişiden kişiye farklılık gösterir ve zaman içinde değişebilir.
İyileşme yalnızca kesi yerinin kapanmasından ibaret değildir. Uyku düzeni, beslenme, sigaranın bırakılması ve düzenli hareket bu dönemde toparlanmayı destekler. Süreç boyunca yaşanan kaygı ve yorgunluk da olağandır; gerektiğinde destek almak, tedavinin geri kalanının daha rahat sürdürülmesine yardımcı olur.
Nüks Riski ve Uzun Dönem İzlem
Nüks, tedavi edilen hastalığın aynı memede ya da çevre dokularda yeniden ortaya çıkmasıdır. Meme koruyucu cerrahi sonrasında böyle bir olasılık her zaman bulunur; bu nedenle tedavi tamamlanır tamamlanmaz izlem programı devreye girer. İzlem, tedavinin bittiği yer değil devam ettiği aşama olarak görülmelidir.
Nüks olasılığını etkileyen başlıca etkenler cerrahi sınırın durumu, tümörün biyolojik özellikleri, lenf bezi tutulumu ve radyoterapinin eksiksiz tamamlanmasıdır. Bu etkenlerin her biri hastaya özgüdür ve birbirini etkiler. Bu nedenle genel bir oran vermek yerine kişiye özel değerlendirme yapılması daha doğru bir yaklaşımdır.
İzlem programı düzenli hekim muayenesi ve görüntüleme incelemelerinden oluşur. Kontrollerin sıklığı; hastalığın özelliklerine, uygulanan tedavilere ve ameliyattan bu yana geçen süreye göre hekim tarafından belirlenir. Kendi kendine meme muayenesinin sürdürülmesi de bu programın tamamlayıcı ve ihmal edilmemesi gereken bir parçasıdır.
İki kontrol arasında memede ele gelen yeni bir sertlik, meme cildinde çekilme ya da renk değişikliği, meme başında farklılık veya koltuk altında şişlik fark edilirse bir sonraki randevu beklenmemelidir. Erken başvuru gerekli incelemenin zamanında yapılmasını sağlar; durum muayene sonrası netleşir.
İzlem yalnızca ameliyat edilen memeyi kapsamaz; diğer meme de aynı özenle takip edilir.
Bunun yanında kilo kontrolü, düzenli fiziksel etkinlik, sigaranın bırakılması ve alkol tüketiminin sınırlandırılması genel sağlık açısından önerilen alışkanlıklardır. Bu öneriler tedavi planının tamamlayıcısı olarak değerlendirilir.
Sonuç

Konya meme koruyucu cerrahi, uygun hastalarda memenin korunmasını sağlayan ve ışın tedavisiyle birlikte bir bütün oluşturan cerrahi yaklaşımdır. Kararın temelinde tümörün memeye oranı, tek odaklı olması ve hastanın radyoterapi alabilme durumu yer alır; bu üç başlık birlikte değerlendirilir.
Sürecin belirleyici iki adımı, cerrahi sınırın temiz olması ve koltuk altının doğru değerlendirilmesidir. Patoloji raporu bu iki başlığı netleştirir, gerekirse ek bir girişim planlanır. Bu nedenle ameliyat sonrası kontrol görüşmesi, ameliyatın kendisi kadar önemli bir adım olarak görülmelidir.
Memede ele gelen bir kitle, meme cildinde değişiklik ya da görüntülemede saptanan bir bulgu varsa değerlendirmeyi ertelememek gerekir. Hangi yöntemin uygun olduğu; muayene, görüntüleme ve patoloji sonuçları birlikte ele alındığında netleşir. Tedavi planı hekim değerlendirmesiyle belirlenir ve sonuç kişiden kişiye değişir.
Klinik adresimiz
Meme Koruyucu Cerrahi (Lumpektomi) ve genel cerrahinin tüm başlıkları için hasta kabulü Özel Ereğli Bilge Hastanesi’nde yapılmaktadır. Muayene ve randevu bilgisi için lütfen iletişime geçiniz.
Meme Koruyucu Cerrahi (Lumpektomi) Hakkında Sık Sorulanlar
Meme dokusunun büyük bölümü yerinde kaldığı için genel görünüm korunmaya çalışılır. Ancak çıkarılan doku miktarına, kitlenin memedeki yerine ve ışın tedavisinin etkisine bağlı olarak biçim ve hacim değişiklikleri olabilir. Kozmetik sonucun korunması hedeflenir; sonuç kişiden kişiye farklılık gösterir.
Randevu talebi oluşturunRadyoterapi, meme koruyucu cerrahinin tamamlayıcı adımıdır. Işın tedavisi uygulanmadığında geride kalan meme dokusunda hastalığın yeniden ortaya çıkma olasılığı artar. Bu nedenle programı tamamlayamayacak durumda olan hastalarda genellikle farklı bir cerrahi seçenek değerlendirilir ve karar konseyde birlikte verilir.
Randevu talebi oluşturunSentinel lenf bezi değerlendirmesinde çoğunlukla bir ya da birkaç lenf bezi çıkarılır. İnceleme sonucunda tutulum saptanırsa koltuk altına yönelik daha geniş bir girişim gündeme gelebilir. Sayı hastadan hastaya değişir ve ameliyat sırasında elde edilen bulgulara göre belirlenir.
Randevu talebi oluşturunSınırda tümör hücresi görülmesi durumunda aynı bölgeden ek doku alınması gerekebilir. Bu karar pozitifliğin yaygınlığına, tümörün özelliklerine ve planlanan diğer tedavilere göre verilir. Her sınır pozitifliği doğrudan ikinci ameliyat anlamına gelmez; değerlendirme hekim tarafından ayrıntılı biçimde yapılır.
Randevu talebi oluşturunUygun hastalarda meme koruyucu cerrahi, radyoterapiyle birlikte uygulandığında kabul görmüş bir tedavi seçeneğidir. İki yöntem farklı hasta gruplarına uygundur ve birinin diğerinin yerini tutması beklenmez. Hangisinin seçileceği, hastalığın özellikleri değerlendirilerek multidisipliner konseyde karara bağlanır.
Randevu talebi oluşturunMasa başı çalışan hastalar genellikle birkaç hafta içinde işlerine dönebilir. Ağır kaldırma ya da kolu zorlayan hareketler gerektiren işlerde bu süre uzayabilir. Dönüş zamanı; iyileşmenin seyrine, radyoterapi takvimine ve hastanın genel durumuna bakılarak hekim değerlendirmesiyle belirlenir.
Randevu talebi oluşturunMeme dokusunun bir bölümü korunduğu için emzirme tümüyle imkânsız değildir, ancak süt üretimi ameliyat edilen tarafta azalabilir. Radyoterapi de bu durumu etkileyen bir etkendir. Doğurganlık ve emzirme planı olan hastaların bu konuyu tedavi başlamadan önce hekimleriyle konuşması önerilir.
Randevu talebi oluşturunMeme Cerrahisi diğer tedaviler
- Meme Kanseri TedavisiMemedeki kötü huylu tümörün çok disiplinli planlamayla cerrahi tedavisi.
- Fibrokistik Hastalıkİyi huylu fibrokistik değişikliklerin değerlendirilmesi ve düzenli takibi.
- Mastit TedavisiMeme iltihabının ilaçla, gerektiğinde drenajla tedavisi.
- JinekomastiErkekte büyümüş meme dokusunun değerlendirilmesi ve cerrahi tedavisi.
- Granülomatöz MastitKronik granülomatöz meme iltihabının tanısı ve uzun dönem tedavi yönetimi.
- Memede Fibroadenomİyi huylu fibroadenomun takibi veya gerektiğinde cerrahi olarak çıkarılması.
- Meme BiyopsisiŞüpheli meme lezyonundan görüntüleme eşliğinde doku örneği alınması.
- Onkoplastik Meme CerrahisiKanser cerrahisini estetik onarım teknikleriyle birleştiren yaklaşım.
Bu sayfadaki bilgiler yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hekim muayenesinin yerine geçmez. Tanı ve tedavi kararı; muayene, tetkik sonuçları ve hastanın genel durumu birlikte değerlendirilerek verilir.
Meme Koruyucu Cerrahi (Lumpektomi) için değerlendirme randevusu
Size en uygun tedavi planı, ayrıntılı muayene ve tetkiklerinizin değerlendirilmesi sonrasında birlikte belirlenir.

